ilkbebegim

This WordPress.com site is the bee's knees

Ben Terörist Değilim! (Sinema Yazısıdır)

Eylül 25, 2012

Selamün aleyküm cümle aleme!

İzleyipte unutamadığımız yapımlar vardır. Titanic, Yeşil Yol vb gibi. Ben onlar arasına birini daha ekledim: My Name Is Khan (Benim Adım Khan)

Hint yapımı filmde asperger sendromlu bir müslüman olan Rızvan Khan’ın yaşadığı olay anlatılıyor.Küçüklüğü Mumbai’de annesi ve kardeşiyle geçiyor. Yetişkinlik çağında Amerika’ya kardeşinin yanına gidiyor ve hayatının aşkı Mandira ile tanışıyor. Mandira hindu, Khan ise müslüman. Ama yinede evleniyorlar. Burda şu geldi aklıma. Birakın ayrı dinlerden olmayı, aynı dinden ama kültürleri farklı diye biraraya gelemeyenler var hala. Ben Türkiye’de yaşadığım için burda gördüklerimi yazıyorum. Başka ülkelerde de vardır belki. Ama filmdeki gibi pekala insanlar bir araya gelip mutlu olabiliriler. Bu sadece filmlerde olmuyordur heralde.

Mandira ve Khan’ın hayatı Amerika’daki 11 Eylül olaylarına kadar çok güzel geçiyor. Sonra başları kötü bir olay geliyor. 11 Eylül’den sonra ABD’de ki müslüman ve İslam karşıtlığı neredeyse tüm insanlarda had safhada. Belki onlarda kendilerine göre haklı ama düşüncesiz yapılan şey bütün müslümanları aynı kefeye koymak. Zaten öyle bir saldırıyı yapanlar asla ve asla müslüman olamaz. Bu olay müslümanlıkla ve İslamla bağdaştırılamaz. Özellikle peygamber efendimizin şöyle bir hadisi varken; “Sizden bir kimse, çirkin birşey görürse onu eliyle değiştirsin. Eğer buna gücü yetmezse diliyle tağyir etsin. Buna da gücü yetmezse kalben nefret etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” Çirkinliğe kalben nefretle bakmak imanın en zayıf derecesi ise böyle büyük bir çirkinliği yapanların imanları olamaz. Kendilerini müslüman olarak nitelendiremezler.

Filmin sonunu tabiki söylemeyeceğim. Merak edin izleyin. Ama filmden bir kesitle bitirmek istiyorum. Khan namaz kılmak için camiye gidiyor. Ve orda bir grup insan, güya bir müslüman(!)dan vaaz dinliyor. Vaaz veren, insanların Allah için kendilerini feda etmelerinin, kurban olmalarını gerekliliğini, yani intihar komandosu olmalarının önemini Hz. İbrahim’den örnek vererek açıklıyor:

– Allah, Hz. İbrahim’den oğlunu kurban etmesini istedi. Tek bir soru sormadan Hz. İbrahim bunu kabul etti. bugün sıra bizde olabilir. Allah’ın buyurduğu da budur! İslamiyet’in şartı budur!
(Rizvan Khan)
– Hayır, hayır, hayır, hayır. Yalan söylüyorsun. Bir dakika… Durun…
– Neden kardeşim? İsmail’in kurban edilme olayına inanmıyor musun?
– Hayır, hayır! Annem bana hikayeyi anlatmıştı. Hz. İbrahim, Allah’ın merhametinden şüphe duymuyordu. Hikaye, onun kuvvetli inancı ve imanından ibarettir. Ve bu yüzden yabancı bir ses Allah’a karşı çıkması gerektiğini söylese de Hz. İbrahim, oğlunu kurban etmekte tereddüt etmedi. Diğer sese kulak asmadı. Allah’ın, oğlunun ölmesine izin vermeyeceğinden emindi. Ve haklı da çıktı. Allah, İsmail’in hayatını bağışladı. Hatta annem dedi ki, “Rizvan bu hikaye Allah yolunun nefret değil, sevgi yolu olduğunu gösterir.” Başka söze ne hacet…

Selametle…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

KİTAP KURDU BÖJÜK

This WordPress.com site is the bee's knees

Food Recipes From Turkish Cuisine in English

This WordPress.com site is the bee's knees

Seyyaf & Hümeyra

Hayırla Büyüyün...

%d blogcu bunu beğendi: